
Elif artık 40 aylık, üç yaşı bitince ben iş aramaya başlayabilecektim.Planlarımız böyleydi.Geçen aylarda bir kaç kreş bakmıştım ama işi bulmadan kreş de maddi bir külfet olacağı için ağırdan almıştım.
İş görüşmelerini de Mehmet'in izinli olduğu günlere ayarladığımız için bugüne kadar Elif hiç yalnız bir yerde kalmamıştı.Evet,bugün büyük gündü.Benim bir görüşmeye gitmem gerekiyordu ve Elif'i, Belgin bugün çalışmadığı için, onlara bırakmaya karar verdim.Bunun için saatlerce konuştum Elif'le.İş görüşmelerine yalnız gidilmesi gerektiğini,çocukların kabul edilemeyeceğini anlatmam boşa çaba gibi geldi."Ben de gelicemm" nakaratını dinledim uzun süre.Sonunda ikna olmuş gibi görünüyordu,benim de vaktim daralmıştı.Bindik taksiye gittik Belgin'lere,annesi babası seferber olmuşlar bizim kız için...Vee kıyametler koptu,çığlık çığlığa ağlamalar,bağırmalar arasında,"sen git git" diye attılar beni evden...Ama bizimkinin sesi sokağı çınlatıyor,konu komşu camlara çıktı ne oluyor diye.Taksiye bindim ben de başladım ağlamaya,taksiciye de "sadece bir kaç saatliğine gidiyorum ama,konuşmuştum da aslında" kem küm diye açıklama yapmaya çalışıyorum.Çünkü halimizi gören evlatlık veriyorum falan zannedebilir.Telefon açtım bir süre sonra,ağlama sesi geliyor,ağlamaktan kusmuş,ama "sakın dönme, git sen, sakinleşir birazdan" dediler.
Ne kadar zordu anlatamam,iş görüşmesi de iyi gitti,eh bi de gel başla derlerse(ki başla desinler de istiyorum aslında),çoook zor günler bizi bekliyor.Umarım çabuk atlatabiliriz...

