
Doğmak ne kadar hayata aitse,ölmek de hayata ait.Doğumlar sevinçle kutlanırken ölüm keder getiriyor ardından...
Amcamı kaybettim 31Aralık gecesi,yılın son gününün son saatlerinde aramızdan ayrıldı.Bir süredir oldukça ciddi sağlık sorunları yaşıyor,sıkıntılar çekiyordu.Seksen yaşına yakındı,iyileşme umudu pek yoktu,ama bu, bizim için bu kadar net bir gerçekken,babam, yani kardeşi, her sabah iyiye doğru gittiği haberini duyacağını umarak uyanıyordu.Onun bu çocuksu beklentisi bizi de üzüyor,bildiğimiz gerçekten ve böyle düşünmekten utanıyorduk.Babam daha önce annesini, babasını, abisini ve kardeşini kaybetmişti ve en son kalan ağabeyini kaybetme fikrine alışamıyordu.
Camide babamı taziyeleri kabul ederken gördüğümde, amcamın kaybına mı babamın halsizliğine ve bitkinliğine mi daha çok üzüldüğümü bilemiyorum.Bir sonraki cenazenin mümkün olduğunca geç olmasını diledim sadece.Hayat bize bu gerçeği o kadar açık sunuyor ki inkarı ne mümkün.Yine de alışamıyor insan canından birilerini kaybetmeye.Ya da gencecik canların yitip gitmesine arkalarından bakakaldığımız televizyon ekranlarından...
Ölüm zor bir yük,bencilce, sevdiklerimizden ayrılmak istemememizin zorlaştırdığı bir durum.Sevdiklerini kaybeden herkese sabırlar diliyorum.Gidenlerin de rahat ve huzurlu olmalarını dileyerek tabi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder